Bilmiyoruz Ama

Bilmiyoruz Ama

Paleontoloji ve arkeoloji bilimi yeryüzünün geçmişinin, geçmiş uygarlıkların ve varolmuş tüm canlıların bilgilerini araştırıp toplayıp düzenler. Öğrenilen her yeni bilgi her yeni bulgu eski olguların çoğunu da yanlışlayıp değiştirir. Astronomik gözlemlerde ki bu gözlemlerin bütün bilgilerini bize ileten bilgi kaynağımız evrenden gelen ışıktır ışımalardır, evrenin bu gözlemleri de adeta evrenin paleontolojisi ve arkeolojisi gibidir. Daha uzakları gözlemledikçe daha uzaklardan ışıklar bize geldikçe daha eskiyi yani evrenin geçmişini görürüz. Geçmişi ve bugünü aynı anda gözlemleriz yani hem geçmiş hem de bugünü aynı anda yaşarız ve daha uzaklara başka noktalara bakıp yeni bilgiler elde ettikçe çoğu bilgilerimizi yanlışlayıp yerlerine yenilerini koyarız. Ayrıca ne kadar geçmişe gidersek o kadar küçük parçaların dünyasına yani kuantum evrenine de girmiş oluruz, maddenin en küçük parçacıklarına doğru yol alırız ve bugünkü bilgilere göre de evrenin yaşı 13,8 milyar ışık yılıdır. 13,8 milyar Işık yılından öncesi ise bilinmeyendir hiçlik de diyebiliriz, evrenin kendisi de bilinmeyenler yumağıdır bildiklerimiz okyanusta bir damla bile olamaz. Maddenin içlerine girdikçe de aynı durumla karşılaşırız parçacıkların dünyası kuantum evreni de böyledir, fakat kesin olan şey hiçbir yerde hiçbir şeyde ve hiçbir zaman durağanlığın olmadığıdır. Belki bu da bir yanılsamadır onu da bilmiyoruz her şey beynimizin bize sunduğu bir tasvirden ibarettir tüm bilgilerimiz bildiklerimiz bugünkü verilere ve yorumlara göredir ya da sandığımızdır, yani her şey soru işaretidir. Bilinmeyenler yumağı yalnız bunlar mı? Bir canlı hücresi bile aynı karmaşıklık durumunda ve aynı bilinmeyenler okyanusudur. 13,8 milyar ışık yılının yanında bizim yaşadığımız 80-90 dünya yılı nedir ki. Tüm bunları merak ettiren sorgulatan öğrenmeye çalıştıran ve çalışan aklımızla bilincimizdir, belki hiç bilemeyeceğiz ama önemli olan sorgulamak bilmeye öğrenmeye çalışmaktır. Bu durumları görüp öğrendikçe -biliyorum- sözcüğünü kullanmak ne kadar doğrudur bilemiyorum. Bilmiyoruz ama bilmediğimizi biliyoruz. Bilmiyoruz ama öğrenmeye bilmeye çalışıyoruz. Gerçeği arıyoruz kuşkusuz o gerçek ne kadar gerçekse, belki de çoklu gerçekler vardır. Ne demiştik; yeni bir şey öğrenmediğimiz günü yaşamış saymamalıyız.

Yazar Hakkında

Asım Beşikci

Yorum yok

Cevaplayın