AKP Hükümetlerinin 19 Yılı
Değerli dostlar, AKP, 14 Ağustos 2001 yılında kuruldu ve 2002 genel seçimlerinde 365 milletvekili ile iktidar oldu. Demek ki 19 yıldır ülkemizi yönetiyor, şimdi bu 19 yılda ülkemizi iyiye mi, kötüye mi götürdü? İnceleyelim:
Ekonomik olarak:
– 2002 yılında dış borcumuz 129,6 milyar dolardı. 2021 yılında dış borcumuz 435 milyar dolardır. Yani 19 yıllık AKP iktidarında dış borcumuz 3,35 kat kat, diğer bir deyişle %335 artmış. Bu artış cumhuriyet tarihimizin görülmemiş rekor dış borcunu oluşturmuştur.
– 2002 yılında dış borcun milli gelire oranı %54,8 iken, 2021 yılında bu oran %59 dur. Yani 19 yılda borcumuzu artırıp gerilemişiz.
– 2002 yılında kişi başına milli gelir 5900 dolar, 2021 yılında kişi başına milli gelir 8827 dolar olmuş, yani 19 yılda kişi başına milli gelir %50 artmış ancak, Avrupa’nın en yoksul ülkesi olan Yunanistan’da kişi başına düşen milli gelir 20 000 dolar civarındadır. Dış borcumuz %335 artarken, kişi başına düşen milli gelirimiz yalnızca %50 artmıştır.
– 2002 yılında 1 Dolar, 1,14 TL idi, bugün 1 Dolar 8,20 TL’dir. Yani paramız 8 kat değer kaybetti, başka bir deyişle dolar karşısında 8 kat daha yoksullaştık.
– Merkez Bankası döviz rezervimiz bugün eksi 45 milyar dolar düzeyindedir. Yani emanet dövizler bile kullanılmış, yedek akçeler sıfırlanmış bu arada büyük olasılıkla birileri nemalanmıştır.
Özetle AKP hükümetleri 19 yılda halkımızı, ülkemizi yoksullaştırmış, ekonomik olarak gerilemiştir. Zaten bu durumu kendi bütçenizden, gelirinizden daha iyi anlarsınız. Bu durum, yandaş-rant- talan-yalan ekonomisinin sonuçlarıdır.
Demokrasi, hak ve özgürlükler olarak:
Ülkemizin demokrasisini, hak ve özgürlükler durumunu zaten hepimiz yaşayarak görüyoruz ama ben gene de kısa bir özet yapayım:
– Dünya özgürlük raporunda 100 üzerinden 32 puanla ülkemiz; Suriye, Güney Sudan, Eritre, Türkmenistan, Kuzey Kore gibi ülkelerin biraz üzerinde olarak son sıralardadır.
– Hukuk devletinden kanun devletine hatta kararname devletine dönüştürüldük. Uluslararası sözleşmelere, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Yasama, yürütme, yargı erkleri ayrılığına son verildi, tümü tek adamda toplandı, “şahsım” devletine evrildik.
– Laik devlet, laik eğitim din devletine, dinsel eğitime dönüştürülmeye çalışılıyor, bilimin yerini din alıyor. Bunların din diye öğretmeye çalıştıkları da din değildir; hurafeler, sahte hadisler ve bunlarla beslenen tarikat, şeyh dinciliğidir, daha doğrusu dinin ticaret biçimidir. Gerçek inanç sahibi, takva sahibi olanları tenzih ediyorum.
– 15 Temmuzdan sonra yargıdan FETÖ’cüler ayıklandı ama yerlerine gerçekten hukuk ve vicdanına göre karar verenler mi getirildi? Bu şüphelidir, çünkü yargının son zamanlarda verdiği kararlar bu şüpheleri haklı çıkartan doğrultudadır. Vatandaşların çoğunluğu yargının; bağımsız karar verdiğine, adaletli karar verdiğine inanmıyor, yargıya güvenemiyor.
– Basın birkaç gazete ve televizyon dışında AKP hükümetlerinin yayın organları durumunda, yani sahibinin sesi olmuş. Cezaevlerindeki basın mensuplarının sayısı dünyada rekor olabilecek düzeydedir.
– Hem parti başkanı, hem Cumhurbaşkanı olmak garabeti her türlü eleştiriye cumhurbaşkanına hakaret nitelendirmesini oluşturuyor. Bu durumdaki herkese davalar açılıp; korku ortamı yaratılarak sindirilmiş toplum ortaya çıkarılıyor. 2020 itibariyle 63041 kişiye cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı.
– Ne olursa olsun iktidarı kaybetmemeliyiz diyerek, seçim sistemlerinde, seçim kanunlarında sürekli değişiklikler yapılıyor.
– Kamu kaynaklarını yandaşlara aktarmak için Devlet İhale Kanunu 19 yılda 191 kere değiştirildi, bu da bir dünya rekorudur. Yap işlet devret yöntemiyle; köprüler, yollar, hastaneler dünyadaki emsallerinin on katı fiyatlarla (demek ki aradaki farktan birileri de nemalanmıştır) beşli çete denilen beş yandaş müteahhite verilerek ülkemizin geleceği de bu müteahhitlere ipotek edildi.
– Yargı bağımsızlı, demokratik hak ve özgürlükler artık yoktur kanaati nedeniyle yabancı yatırımcılar artık ülkemize gelmiyor, gelenler de çıkmak için fırsat kolluyor.
– Artık adalet mülkün (devletin) temeli olmak özelliğini kaybetti.
– Her şeyde olduğu gibi eğitimimiz de artık ortaçağ düzeyinde; fen liseleri, Anadolu liselerinin yerini imam-hatip liseleri almış, eskinin lisesi düzeyinde üniversiteler açılıyor, bilim teknoloji ve fen öğretiminin yerini “dindar ve kindar” nesil yetiştiren eğitim almış. Bir ülkenin en büyük zenginliği olan yetişmiş insan kaynakları yurt dışına kaçmaya çalışıyor.
Çok uzadı dış politika durumunu yazmayayım. AKP hükümetlerinin 19 yılda ülkemizi getirdiği nokta bu. AKP’ye oy veren vatandaşlarımız, kardeşlerimiz bu yazdıklarımızın üzerinde biraz düşünsünler istiyorum, parti gözlüğüyle değil bu ülkeyi seven yurttaş gözüyle, akıl gözüyle, vicdanlarıyla baksınlar çünkü bu ülke hepimizin, bir avuç azınlığın dışında zararı hepimiz çekiyor, faturayı parti farkı olmadan hepimiz ödüyoruz.
Sevgilerimle Asım Beşikci
Yorum yok