Dünya Kadınlar Günü 1
Birleşmiş Milletler tarafından 8 Mart dünyada kadınlar günü olarak kabul edilmiş. Evet 28 Şubat 1909’da New York’ta Amerikan Sosyalist Partisi “kadınlar günü” düzenlemişti, 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde uluslararası sosyalist kadınlar konferansında her yıl bir kadınlar günü olsun kararı alınmıştı, 1917 yılında Sovyetler Birliği’nde kadınlar oy hakkı kazandıktan sonra bu hakkın kazanıldığı 8 Mart gününü bayram ilan etmişlerdi ve 1975 yılına gelindiğinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü dünyada kadınlar günü olarak kabul ve ilan etti.
Bu bilgilerden sonra işin aslına gelirsek günümüzdeki erkek egemen toplumdan öncesine ve doğadaki dişi erkek ayırımına bir göz atalım; doğa bize şunu gösteriyor, benim tercihim dişiden yanadır diyor. Türün devamının asıl sorumluluğu dişinin üzerindedir bu nedenle de doğada seçici olan doğaldır ki dişidir. İnsanın dışında seçici olan dişiye karşı ki seçici olmak zorundadır türün, neslin daha sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi için gereklidir bu durumda seçilmeye uğrayan erkekler dişilere hiçbir baskı, zor ve dayatma yapmazlar dişilerin tercihlerini kabullenirler ama yalnızca insanda bu böyle olmaz; homo sapiens yani insan kadına şiddet uygular, tecavüz eder, saldırır, öldürür hatta çocuk yaştaki kızları evlendirir, çocuklara bile cinsel tacizde bulunur, tecavüz eder. Yavrulara tecavüz eden insandan başka bir hayvan var mı? Bütün sapıklıklar insanda, erkek egemen toplumdadır.
Doğada dişi seçici olduğundan bütün hayvanlarda erkekler kendilerini dişiye beğendirmeye çalışır; kur yapar, şarkı söyler, güzel renklerle bezenir. Kendini beğendirmeye çalışan hep erkektir ama hiçbir hayvan zorlama yapmaz.
İnsanlık tarihine baktığımızda İlk başlarda bizim türümüz de öyleydi bugünkü gibi değildi. Tarımsal üretime, yerleşik yaşama geçilip artı değer, ürün fazlası oluşunca sınıflar ortaya çıktı ve sınıflı toplumlarda insan türünün doğaya uygunluğu, doğallığı bozuldu. Avcı toplayıcı toplumda, anaerkil toplulukta kadınlar erkekler üzerinde baskıcı olmadılar. Anaerkil toplumda kadının yeri daha yüksekte ve kutsallık kadındaydı, tanrılar değil tanrıçalar başattı. Ne zaman ki sınıflı toplumlar oluştu, artı değerle birlikte ona el koyan yönetici sınıflar, ruhban sınıflar ve bunları koruyan güvenlik güçleri, silahlı kuvvetler, askerler, ordular oluştu. İşte o zamandan beri de erkek egemen ataerkil düzen günümüze kadar geldi. Gerçi göçebe toplumlarda, yerleşik topluluklara göre kadın erkek eşitliği, kadına değer daha fazla var. Türklerde kadına değer vermek, kadın erkek eşitliği şaman geleneklerin yerini Arap kültürü alıncaya kadar sürdürüldü. Doğada da, sosyal hayatta da her şey zorunlu yöne doğru olur, “tarihte bir şey olmuşsa başka türlü olamayacağı için olmuştur-Karl Marks”
Bu erkek egemenliği dinlerde de sürdürülüp pekiştirildi; antik Yunan’da baş Tanrı Zeus erkektir, antik Mısır’da Amon, Aton, Ra gibi temel tanrılar erkek cinsindendir, tek tanrılı dinlerde bütün peygamberler erkektir, Hristiyanlıkta “Tanrı Baba” denilerek Tanrıya bile erkek cinsiyeti atfediliyor. Yani sizin anlayacağınız değerli yazarımız Duygu Asena’nın kitabının adında belirttiği gibi “Kadının Adı Yok”.
Tarihe bakın, bütün bilim insanları, felsefeciler yakın zamana kadar hep erkektir bunun istisnası Hypatia’dır, o da MS 415 yılında Hristiyanlar tarafından linç edilerek öldürüldü. Bildiğimiz kadın bilim insanları 1750 yılından itibaren biliniyor Caroline Herschel’den başlıyor yani 250-300 yıldır var olduklarını gösterebildiler. Yazının bulunması MÖ 3500 yıllarıdır, yani günümüzden 5500 yıl önce ve bu 5500 yıllık zamanın yalnızca son 300 yılında varlar daha doğrusu var olmalarına erkekler tarafından izin verildi veya bu hakkı söke söke aldılar.
Ülkemizde kadınlara hak ettikleri değer ve haklar, çağdaşı olan diğer ülkelerden de önce cumhuriyetle birlikte, cumhuriyetin kurucu felsefesini oluşturan ve kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildi. Cumhuriyetle birlikte kadınlar okuyup ve özellikle de öğretmen olarak ülkemizin dört bir yanına dağılıp aydınlattılar. Osmanlı’dan kalan okuma yazma bilmeyen, taassup altındaki toplum cumhuriyet ve cumhuriyetin kadınlarıyla çağının da önüne geçmişti ama ne yazık ki ülkemizde çağ dışı düşüncelerle tarihin tekerleği tersine çevrilmeye çalışılmakta, kadını aşağılayan, yok sayan geri ve yoz Arap kültürü, varoş kültürü yerleştirilmeye çalışılmaktadır.
Dünya kadınlar gününü kutladığımız bugünde kadın gerçeği böyle. Artık kadınların da haklarının, güçlerinin bilincinde olacaklarını, yaşamın her alanında erkeklerle birlikte omuz omuza daha güzel bir ülke ve daha güzel bir dünya için mücadele edeceklerine inanıyorum. Sevgilerimle Asım Beşikci
Yorum yok