Bütün Canlılarda Kendine Özgü Zekâ

Bütün Canlılarda Kendine Özgü Zekâ

Bütün canlılar dışarıdan gelen sinyalleri değerlendirir, anlamlandırır, bilgileri işler ve edindiği bu bilgileri, deneyimleri sonra kullanır, biliş (kognisyon) oluşturur. İster tek hücreli, isterse çok hücreli olsun bilgi işlerler ve bilgi işleyen her canlının kendine özgü bir tür zekâsı vardır.

Physerum polcephalum (slime mould) organizması tek hücreli bir ökaryottur (ökaryot, hücre içinde bir zarla çevrili çekirdeği olan tek hücreli canlıdır, eğer hücre içinde bir zarla çevrili çekirdek yoksa yani çekirdekteki maddeler hücre içinde dağınıksa bu tek hücreli canlıya prokaryot deniliyor.) P. Polcephalum mikro organizması içinde bulunduğu ortamı besinler açısından tanımlayabilmek de, besin bakımından zengin olan bölgeleri hafızasına kayıt altına alabilmektedir. “Aynı mekansal besin dağılımının olduğu bir ortama koyulduğunda besinlerin olduğu lokasyonlara daha hızlı bir şekilde ulaşabilmektedir. Ayrıca çoklu uyaran içeren karmaşık ortamlarda da kaotik bir hareket örüntüsünü terk etmekte yeni ve daha verimli hareket/davranış kalıpları geliştirebilmektedir.” “Bir anlamda dokunma duyusu ile düşünmekte ve sürekli bir karar verme sürecinin içinde bulunmaktadır.” “Örneğin deneysel olarak kurulmuş labirentlerde sonuca ya da çıkışa ulaşmak için en kısa yolu bulabilmekte bununla da kalmayıp deneyin tekrarında bu davranışı daha hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmektedir ki bu da söz konusu organizmada “öğrenme” ve”hafıza” ile ilgili mekanizmaların varlığına işaret etmektedir.” (Kaynak: HBT dergisi)  Yani beyni ve sinir sistemi olmayan tek hücreli bir canlı bunu yapmaktadır.

Bir bakteri glikoz eriyiğinin içinde olduğunda glikozun yoğun olduğu yöne doğru gider, toksin eriyiğinin içinde olduğunda da toksinin daha az yoğun olduğu yöne doğru hareket eder. (Buna yaşama güdüsü adı veriliyor.) Yani bilerek bu hareketleri yapıyor. Tüm bunlar daha önceki deneyimlerin bir tür kaydının yapılıp sonradan değerlendirilmesi oluyor. Bunu mikrop diye adlandırdığımız tek hücreli canlı yapıyor.

İngiltere’de Royal Society Open Science’de yayımlanan bir araştırmada 4 farklı mantar türü Bir birilerine temas eden sivri uçlarında nöronlara benzeyen elektrik sinyalleri ilettiği anlaşıldı. Bu sinyaller değişik kalıplar halinde iletiliyordu. Bizdekine benzetme yapılırsa 50 kelimeye kadar sinyal iletişimleri var. West Of England Üniversitesi’nin Bristol’daki laboratuvarından prof.dr. Andrew Adamatzky bir mantarın ortalama “kelime” uzunluğunun 5,97 harf olduğunu belirterek, en sık kullanılan kelime sayısını da 15-20 olarak saptadı.

Ağaçlar bitkilerde birbirleri ile iletişim kuruyorlar dışarıdan gelen sinyalleri bilgiye dönüştürüyorlar. Yaprakları değişik organizmalarca yenildiğinde yaprak hücrelerine toksin pompalar lar, havaya gaz salınımı yapıp örneğin etilen gazı diğer ağaçlara haber ulaştırırlar, kökleri ile de birbirleriyle iletişim kurarlar. Hatta yapraklarına saldıran organizmaların cinsini bile saldıkları gazla diğerlerine haber verirler; örneğin Lima fasulyesi haber iletmek için uçucu kimyasallar havaya salarken çiçekleri de başka kimyasal gazlarla saldıran böceğin cinsini belirterek bu saldırgan böceği yiyen başka böceklere haber iletirler. ( Bu konulara meraklı olanlar için daha çok bilgiler Herkes İçin Bilimde Yanıtsız Sorular Kanıtsız Yanıtlar kitabımda vardır.)

Tüm bunlar bize doğada bizden başka diğer tüm canlılara başka bir gözle bakmamız gerektiğini gösteriyor. Bizler ve diğer canlılar ister tek hücreli ister çok hücreli olsun birbirimizden çok farklı değiliz ve doğal dengeleri birlikte oluşturuyoruz. Biz doğanın egemeni efendisi değiliz, diğerleri gibi yalnızca bir parçasıyız. Ama biz ne yapıyoruz ormanları yok ediyoruz, havayı suları kirletiyoruz, tüm diğer canlıların yaşam alanlarını daraltıp, tüm diğer canlıların yaşam hakkını elinden alıyoruz. Oluşturduğumuz diğer kirlilikler de ses ve ışık kirliliğidir, kurduğumuz kentlerle bu kirliliği oluşturuyoruz. Yeryüzünde yaşayan tek canlı türü biz değiliz belki en akıllısıyız ki bu durum bize daha büyük sorumluluklar yüklüyor, doğaya karşı daha özenli davranmamızı gerektiriyor.

Bunun bilincinde olalım, canlıyı önemseyelim, onların da bizim gibi olmasa bile bir tür zekâsının olduğunu bilelim ve küçümsemeyelim, bir virüsün neler yapabildiğini hep beraber gördük ve yaşadık. Bu dünya bizim evimiz ve gidebileceğimiz başka bir dünya yok. Yok olmak veya yola devam etmek her şey bize bağlı.

Asım Beşikci

Yazar Hakkında

Asım Beşikci

2 Comments

  • Mustafa on 16 Nisan 2022

    Günaydın Asım Abi,
    Yüreğine ve kalemine sağlık. Görüşlerine aynen katılıyorum. Doğa tüm canlıların paylaştığı lüks bir araç sürücüsü ise biz insanlarız. Ne yazıkki ehliyet almadan araç sürmeye çalışıyoruz. Saygılarımla

  • Özdemir KAPTAN on 16 Nisan 2022

    Çok teşekkürler saygıdeğer Beşikçi..Başka bir dünyamız yok.. Değerlendirerek mutlu yaşamaya devam.. Sevgi ve saygılar..

Cevaplayın